Tuesday, April 17, 2007
TAN YERİ
Göğün göbeğidir,kalbidir
Her sevdalı orada olmak ister
Sevgilisine daha yakın olmak için
O'na bir adım daha yakın ,daha evvel olmak,
O'nunla bir bütün olmak için.
Bundandır semah edenlerin öyküsü
Bir meşk silsilesine büründün mü,
Hep orada olmak istersin ansızın.
Her yalvarış,her yakarışın sebebi,
Ulaşma isteğinin öyküsüdür bu;
Tek olmak istenen yerdir 'tan yeri'.
Her ruh kavuşur bir gün,
Ama er ,ama geç tan yerine...
Her sevdalı orada olmak ister
Sevgilisine daha yakın olmak için
O'na bir adım daha yakın ,daha evvel olmak,
O'nunla bir bütün olmak için.
Bundandır semah edenlerin öyküsü
Bir meşk silsilesine büründün mü,
Hep orada olmak istersin ansızın.
Her yalvarış,her yakarışın sebebi,
Ulaşma isteğinin öyküsüdür bu;
Tek olmak istenen yerdir 'tan yeri'.
Her ruh kavuşur bir gün,
Ama er ,ama geç tan yerine...
Monday, April 16, 2007
Yürek Dile Dökülünce...
Ne mi olur?
Yürek dile dökülünce;
harcarsın bildiğin tüm değerleri ,cebinde kalan son paranı harcar gibi ,elinden geldiğince tutarlı,bir o kadar da tutarsız davranırsın..
Gelirse bir gün beklenen ,bakarsın cebinde son teklik kalmış,ne çay ısmarlayabailirsin ,ne de sıcak bir simit..
Verirsin tüm sıcaklığıyla yüreğini,Yanına da bir buse kondurursun...
Yürek dile dökülünce;
harcarsın bildiğin tüm değerleri ,cebinde kalan son paranı harcar gibi ,elinden geldiğince tutarlı,bir o kadar da tutarsız davranırsın..
Gelirse bir gün beklenen ,bakarsın cebinde son teklik kalmış,ne çay ısmarlayabailirsin ,ne de sıcak bir simit..
Verirsin tüm sıcaklığıyla yüreğini,Yanına da bir buse kondurursun...
FAİL-İ MEÇHUL
Hep gidiyorlar..
Arkalarına bakmadan gidiyorlar
Var mıdır bir seven
Ya da varsa bile ne olacak
Diye düşünmeden
Bir elvedayı bile fazla görüp
Son kez bile demeden..
Son kezi bile olmuyor hayatımın
Anlamı yok kurulan cümlelerin
Hayaller boşuna varlar
Gülmek ,
Adem'e haram kılınan elma gibi
Haram kılınmış bana
Adeta bunu için
Yüreğime hançer saplamış birisi
Suçlu yok
Yani 'fail-i meçhul'..
Dereden su akarken
Sunsam elimi
Su çeker elini ayağını benden
Kurur adeta
Var mıdır acaba
Var mıdır
Bir kelebek ömrü kadar
Ömrümde mutluluk
Ya da olacak mıdır
Dünya denilen bu zindanda..
Var mıdır
Yüreğine hançer saplanıpta
Saplayanı belli olmayan..
Acıyor çok
Acıyan yara değil
Yürek
Kanayan
Kanaması durdurulamayan bir yürek
Her geçen bu diyardan
Saplamış bir diğer gelen çıkarmış hançeri
Giderken o da çaresiz saplamış..
Çaresiz çıkıp,çıkıp saplanmakta hançer
Saplayan fail-i meçhul...
Arkalarına bakmadan gidiyorlar
Var mıdır bir seven
Ya da varsa bile ne olacak
Diye düşünmeden
Bir elvedayı bile fazla görüp
Son kez bile demeden..
Son kezi bile olmuyor hayatımın
Anlamı yok kurulan cümlelerin
Hayaller boşuna varlar
Gülmek ,
Adem'e haram kılınan elma gibi
Haram kılınmış bana
Adeta bunu için
Yüreğime hançer saplamış birisi
Suçlu yok
Yani 'fail-i meçhul'..
Dereden su akarken
Sunsam elimi
Su çeker elini ayağını benden
Kurur adeta
Var mıdır acaba
Var mıdır
Bir kelebek ömrü kadar
Ömrümde mutluluk
Ya da olacak mıdır
Dünya denilen bu zindanda..
Var mıdır
Yüreğine hançer saplanıpta
Saplayanı belli olmayan..
Acıyor çok
Acıyan yara değil
Yürek
Kanayan
Kanaması durdurulamayan bir yürek
Her geçen bu diyardan
Saplamış bir diğer gelen çıkarmış hançeri
Giderken o da çaresiz saplamış..
Çaresiz çıkıp,çıkıp saplanmakta hançer
Saplayan fail-i meçhul...
TACO
Ağır işlerin adamıydı.
Ağır da adamdı ,yaptığı işler gibi.
Yaptığı heykeller gibi,
Kudretliydi ve heybetli.
Yüreğinde bir okyanus taşırdı,
Okyanusta ise binlerce inci.
Mutluluk O'ydu adeta.
Katlanırdı her zorluğa.
Zorluklara katlanırken ,
Kimseye zorluk çıkarmazdı.
Ve..
Gitti birgün Taco.
Hayat durmuştu sanki ,
Bizim için acı ,O'nun için sevinç olan bu haberi duyduğumda ,
Dünya yıkılmıştı başıma.
Aktı ,akıverdi birden yaşlar ,
Telefonun ahizesini doldururcasına akıverdi.
Tıpkı benim gibi akıyordu yaşlar göz pınarlarından.
Ama herşeye ve herkese rağmen O,
Kafesten özgürlüğe uçan bir kuş gibi
Hür Olmanın Sevincini yaşarcasına gülümsüyordu.
Son görevi yaparken onun için sen , ben , birileri
Helal diyordu tüm haklarım ''Helal''...
Bir çatıyordu kaşlarını anlık
''Ağlamak yok ,kızarım'' dercesine tebessümlü bir öfke bürüyordu yüzünü..
Bir kelam etmişti ;
'' Evlat,akıllısın yalnız bırakma Ankaralarda kardeşini..''
Bende Öyle Yaptım
Kimileri ,
'Taco'
Kimileri,
'Tacom'
Bizde
'Taco Baba'
diye seslenirdik yürekten... 08.04.2007
Ağır da adamdı ,yaptığı işler gibi.
Yaptığı heykeller gibi,
Kudretliydi ve heybetli.
Yüreğinde bir okyanus taşırdı,
Okyanusta ise binlerce inci.
Mutluluk O'ydu adeta.
Katlanırdı her zorluğa.
Zorluklara katlanırken ,
Kimseye zorluk çıkarmazdı.
Ve..
Gitti birgün Taco.
Hayat durmuştu sanki ,
Bizim için acı ,O'nun için sevinç olan bu haberi duyduğumda ,
Dünya yıkılmıştı başıma.
Aktı ,akıverdi birden yaşlar ,
Telefonun ahizesini doldururcasına akıverdi.
Tıpkı benim gibi akıyordu yaşlar göz pınarlarından.
Ama herşeye ve herkese rağmen O,
Kafesten özgürlüğe uçan bir kuş gibi
Hür Olmanın Sevincini yaşarcasına gülümsüyordu.
Son görevi yaparken onun için sen , ben , birileri
Helal diyordu tüm haklarım ''Helal''...
Bir çatıyordu kaşlarını anlık
''Ağlamak yok ,kızarım'' dercesine tebessümlü bir öfke bürüyordu yüzünü..
Bir kelam etmişti ;
'' Evlat,akıllısın yalnız bırakma Ankaralarda kardeşini..''
Bende Öyle Yaptım
Kimileri ,
'Taco'
Kimileri,
'Tacom'
Bizde
'Taco Baba'
diye seslenirdik yürekten... 08.04.2007
Yaprak Dökümü..
Babam vardı
Elleri al al olurdu
Okşayınca başımı
Uçuşurdu saçlarım
Rüzgar değildi savuran
Babamın sıcacık sevgisiydi
Onun o gökyüzünü
Bulutlar kaplamış dünyasının
Hakimi yüreğinin sıcacık sevgisi
Bir yürek öylesine
Ve yine öylesine
Okyanus gibi avuçlarına dolan bir sevgi
Çekti birgün ellerini başımdan
Çekince ne yüreğinin büyüsü kaldı
Ne rüzgar ,ne de başka birşey kaldı
Uçuşmadı saçlarım bir daha
Feryat ve figan bir arada günlerce
Yaşarken defalarca öldük
Bir gün,üç ay ,dokuz ay geçti ardından
Boşuna hepsi anladık
Sordum yapraklara 'neden?'
Ne konuştu yapraklar,nede sustular
Bekledim belki br cevap olur soruma
Birden sessizlik çöktü alemi hicrana
Yapraklar tek tek döküldüler
Ben her yaprakta her gözyaşımı akıtırken
Kış geldi ,bahar hazanını hüzne bıraktı...
Zeki Uysal 04.04.2007
Elleri al al olurdu
Okşayınca başımı
Uçuşurdu saçlarım
Rüzgar değildi savuran
Babamın sıcacık sevgisiydi
Onun o gökyüzünü
Bulutlar kaplamış dünyasının
Hakimi yüreğinin sıcacık sevgisi
Bir yürek öylesine
Ve yine öylesine
Okyanus gibi avuçlarına dolan bir sevgi
Çekti birgün ellerini başımdan
Çekince ne yüreğinin büyüsü kaldı
Ne rüzgar ,ne de başka birşey kaldı
Uçuşmadı saçlarım bir daha
Feryat ve figan bir arada günlerce
Yaşarken defalarca öldük
Bir gün,üç ay ,dokuz ay geçti ardından
Boşuna hepsi anladık
Sordum yapraklara 'neden?'
Ne konuştu yapraklar,nede sustular
Bekledim belki br cevap olur soruma
Birden sessizlik çöktü alemi hicrana
Yapraklar tek tek döküldüler
Ben her yaprakta her gözyaşımı akıtırken
Kış geldi ,bahar hazanını hüzne bıraktı...
Zeki Uysal 04.04.2007
Subscribe to:
Posts (Atom)